"Korkuyu Beklerken"
TİYATRO/MÜZİKAL

Öyküsü : ‘O’ yalnız yaşayan biridir.. Bir gün, anlaşılmayan bir dilde yazılmış bir mektup alır. Üniversite de ‘ölü diller’ üzerinde uzman olan arkadaşına götürdüğü/okuttuğu mektup ‘size bildirine kadar evinizden çıkmayın’ anlamında bir uyarıdır… O, eve kapanır…Korkuyla, Korkuyu Beklemeye başlar…

Bizim ilk günahımız belki de budur. Kapalı sistem yaratıklarının dış dünyaya karşı beslediği korkudur. Yaşama korkusudur. Fütuhat da, herkese ve her şeye boyun eğdirerek bu korkudan kurtulma çabasıdır. Dünyayı bir savaş alanına çevirdikten sonra, her yandan düşman saldırısı bekleyenlerin korkusudur. Bir şehire kapanıp, bütün ülkenin saldırısını bekleyen sarayın korkusudur bu. Sarayı kaleye çevirenlerin korkusudur. Kardeşleri tarafından öldürülmeyi bekleyen sarayın korkusudur. Her davranışın devlete yöneldiğini sanan paranoyak yöneticilerin korkusudur. Kültür korkusudur. Matbaadan, şiirden, resimden, felsefeden, hatta dinden korkmaktır bu. Halk Partisinin Köy Enstitülerinden korkmasıdır, Demokrat Partinin modern resimden korkmasıdır. Bazı solcuların modern edebiyattan, modern sanattan korkmasıdır. Halkın içinde sivrilen esnafın, eşrafın, mollanın halktan korkmasıdır. Korkunun sonu yabancılaşmadır. Yeni yazarların kelimeler icad ederek azınlık olma telaşıdır, toplumsal sorunlara eğilerek kendini tanıma korkusudur. Kavram kargaşası yaratarak temel kavramlardan uzaklaşma çabasıdır.Temel kavramların onu bir hiçe indireceği korkusudur. Korku ortadan kalkarsa postunu kaybedeceğinden korkan tekke şeyhinin korkusudur. Bunun için müeyyideler gevşektir. Herkes korkmalıdır ama ceza da uygulanmamalıdır.Müeyyideler hayatı zehir edecek kadar korkutmalıdır ama isyan ettirecek kadar kesin olmamalıdır. Neyin ne olduğu, hangi suçun cezası ne kadar olduğu bilinmemelidir. Fakat herkes her an, suç işlediği halde kendisine taviz verildiğini hissettiği için başı önünde dolaşır insanımız. Bizim ilk günahımız budur cezalandırılmayan küçük günahların toplamı… Hoşgörümüz de budur. Ayrıca devlet de aynı suçluluk duygusu içinde müeyyideleri uygulamaz. Bu bakımdan bağışlayıcıdır. Karşılıklı bir oyundur bu. Bağışlanmayan tek suç, bu oyunu fark etmek, bu oyuna karşı çıkmaktır. Gerçeği aramaktır. Bilim bunun için tehlikelidir, felsefe bunun için tehlikelidir, deneme bunun için tehlikelidir, roman ve hikaye bunun için tehlikelidir. Belirli kalıplar içinde kalan şiir bunun için tehlikesizdir. Taklitçi olmayan Batıcılık bunun için tehlikelidir. Gerçeği arayan Doğu bunun için tehlikelidir.



OĞUZ ATAY-Günlük-25 mart 1974

BENZER VİDEOLAR

İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen "Gizli Oturum" adlı oyundan görüntüler sizlerle....
İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen "Tarla Kuşuydu Juliet" oyununda Shakespeare' in yüzyıllardır insanları gözyaşına boğan karakterleri Romeo ve Juliet, Ephraim Kishon' un yeni kurgusuyla günlük yaşantı ve çığırından çıkmış bir evlilik içinde ele alınıyor....
‘Bana Bunu Yapma!’ olgun iki kişinin yalnızlık dışında pek de ortak noktaları olmamasına rağmen aşkı ve romantizmi yaşamak için asla geç kalmadıklarının hikayesini anlatıyor. Romantik komedi türündeki bu oyunda tüm izleyenler kendilerinden bir şeyler bulacaklar....
Kenter Tiyatrosu'nda sahnelenen "Profesyonel" adlı tiyatro oyunuyla ilgili oyuncularla yaptığımız keyifli sohbet....
Prospero Dans Topluluğu, Tiyatro Maan Performans sahnesinde "Mekanizmalar" yaratıyorlar......
İstanbul Hatırası’nda bir martının kanadında, bir dalganın kıvrımında İstanbul’da yaşanmış kırık bir aşk hikâyesi anlatılıyor. Mekân İstanbul, zaman yüzyıl, aşk her yerde…...
E.S.E.K. Espri Standartları Enstitüsü Kurumu'ndan yeni bir kahkaha bombası....
İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen Duşan Kovaçeviç'in yazdığı "İntiharın Genel Provası" adlı oyun Mardin'de sanat severlerle buluştu....
İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen William Shakespeare'in Coriolanus adlı oyunuyla ilgilli röportajlar yaptık izliyoruz....