Mekteb-i Sultani
SERGİ

Batıyı fikir özlemine açık bir ufuk, Mekteb-i Sultani’yi de Doğu’nun bu ufka açılan ilk penceresi olarak niteleyen Tevfik Fikret’in ünlü dizeleri, Tanzimat dönemiyle başlayan Osmanlı modernleşme düşüncesine övgünün ve Batı medeniyetine özlemin en açık ifadesidir. 1 Eylül 1868 yılında Sultan Abdülaziz’in emriyle açılan ve yeniden düzenlenen devlet kurumlarına bürokrat yetiştirmeyi amaçlayan Mekteb-i Sultani’de, dünya siyasetine ve Batı kültürüne vakıf bir eğitim programı düşünülmüş, bu amaçla konmuş derslerin etkisiyle, Osmanlı döneminin Mekteb-i Sultani’sinden Cumhuriyet yıllarının Galatasaray Lisesi’ne, öğrenciler arasından önemli sanatçılar çıkmıştır.

Osmanlı resim sanatının başlangıç evresindeki rolünden dolayı, Mekteb-i Sultani’nin programında yer alan resim dersleri, hocalar ve sanatçı kimlikleri, öğrenim görmüş sanatçılar son derece önemlidir.

Serginin başlıca amacı, 1868-1968 yılları arasında, yüz yıllık bir zaman diliminde, kaliteden ödün vermeyen bir eğitim anlayışına, kuşaklar boyunca devam eden bir sanat sevgisine ve bu sevginin nasıl profesyonelliğe dönüştüğüne dikkat çekmektir.

Galatasaray’da sanatla yakınlaşan gençlerin önemli bir bölümünün, eğitimleri sürecinde edindikleri sanat sevgisi kadar, Fransız dili ve kültürünün de etkisiyle, Güzel Sanatlar Akademisi’ne devam ettikleri ve çoğunun sanatlarını geliştirmek amacıyla Paris’e gittikleri görülmektedir. Galatasaray Lisesi, Güzel Sanatlar Akademisi ve Paris onların sanat yaşamının üç önemli dönemini belirler.

Galatasaraylı sanatçıların yapıtları seçilirken, İstanbul, Paris arasında yaşanan bu serüveni vurgulamak amacıyla, olabildiğince İstanbul’dan ve Paris’ten izlenimlere yer verilmiştir.

Sanat tarihimizin önde gelen bu isimleri ve yapıtları, Mekteb-i Sultani’den Galatasaray Lisesi’ne, yüz yıllık bir sürede kurumun Türkiye sanat ortamında oynadığı rolün önemini ve yaptığı katkının değerini de ortaya koymaktadır.